'inançsız inanç' Editörünüz Tankutalp ALTUNSOY Yazısı...

Türkiye çok ciddi dönüşüm ve değişim sürecinden geçmektedir. Bu süreçte yaşananlar her şeyden önce, kökü mazinin derinliklerinde olan bir milletin küreselleşme girdabında sürüklenirken, benliğini koruyarak var olabilme mücadelesidir.

'inançsız inanç' Editörünüz Tankutalp ALTUNSOY Yazısı...

Türkiye çok ciddi dönüşüm ve değişim sürecinden geçmektedir. Bu süreçte yaşananlar her şeyden önce, kökü mazinin derinliklerinde olan bir milletin küreselleşme girdabında sürüklenirken, benliğini koruyarak var ola bilme mücadelesidir. Yazdığımız yazıda ilk anlaşılması gereken ana mesaj budur.

Dünya kendi içinde tıkanmış. Kapitalizmin pençelerinde can çekişmektedir. Akif’in tek dişi kalmış canavar diye anlattığı kapitalizm onun tabirinden bu zamana geçen zamanda oldukça gelişmiş ve büyümüştür. İnsanlığa her alanda saldırmakta ve insanların sorgulama kapasitelerini olabilenin en alt seviyesine çekmektedir. Sorgulama kapasitesini düşüremediği çok az miktarda ki elit tabakanın da sorgulama kriterlerini yönlendirmektedirler. Bu son zamanlarda maalesef bende de oluşmaya başlamıştı dostumun birinin tavsiye ettiği bir kitapla bir gecede yine yeniden eski çizgime döndüm.

Bu açıdan bakıldığında olup bitenlerin, yeni bir uygarlığın mayalanma sancıları olduğunu fark etmemek mümkün değildir. İnsanlığın yeni bir uygarlığa ihtiyacı olduğu açıktır. Bu uygarlığın beşiğinin Anadolu olmaması içinse hiçbir sebep yoktur. Ancak son üç asırdır başımıza gelenlerin, uygarlık bilincimizin kaybolmasıyla birlikte yaşanmaya başladığı düşünülecek olursa, yeni bir uygarlığın ancak yeni bir uygarlık bilinciyle gerçekleşeceği açıkça görülebilir.

Biz toplum olarak inançlarımızın içi boşaltıldıkça boşaltılmış İslam’a köle edildik. Son katrede geldiğimiz zaman bize bunu daha iyi gösterdi. Belki binlerce tarikat, vakıf,dernek ve mensupları…

Ve hepsinin inandığı Allah farklı Allah. Kendilerinin haricinde hiçbir topluluğu İslam ve Müslüman olarak görmeyen kendi grup liderleri veya şeyhleri tarafından uydurulmuş dine ölümüne bağlı insan toplulukları ve bu toplulukların cennet vaadiyle kapitalizmin kuklası olan liderleri eliyle yönetilip, gerektiğinde toplum ve milletin karşısına bela olarak çıkmaktadırlar. Bunun sorun olduğu bilinse de gerçek sebebinin kapitalizme dayandığı görülmemektedir. Aslen ateist bir temele dayanan ‘izm’lerin birçoğu toplum huzurunu hedef alırken kendilerine karşıt güç olarak İslam’ı seçmektedirler. Dinlerin hemen tamamı iman yani kayıtsız şartsız kabullenme kabul etme temeline dayandığı için, İslam’da bunu esas alır. Birbirinden farklı ‘izm’leri de ‘ kendi çıkarları için kullanmış ve hala kullanmakta olan küresel güçler veya şirketler İslam’ı da kendi kuklaları aracılığıyla daha önceden kurdukları cemaatler ve tarikatlar eliyle tahrif etmekte ve tahrif edilmiş İslam’ı dünyaya sunmaktadırlar. İşte bundandır ki dünyada Müslüman olduğunu söyleyen 3 milyar insan olmasına rağmen bu insanların inandıkları Allah farklıdır. Ve bu sorun yani Allah’ı gerçek manada tekleştirememe sorunu Müslümanların birlik olmasının önünde ki en büyük engeldir.

Türkiye özelikle 1990’lardan buyana gittikçe yoğunlaşan bir tarzda genelde dini, özelde İslam’ı, konuşmakta,tartışmaktadır. Bu tartışmaların Tüm Türkiye İslam halkı için bir zihniyet değişikliğini beraberinde getirdiği artık iyice belirgin hale gelmiştir. Din alanında yavaş yavaş bir rasyonelleşme süreci gelişmektedir. İslam dini hakkında doğru bilgi edinme ihtiyacı gittikçe artmaktadır. Temelsiz bir şekilde buldukları her Arapça metini hadis diye insanlara kendi menfaatleri doğrultusunda aktaran sahtekârlar eliyle birçok dini kavramın içi boşaltılmıştır. Ve bu boşlukta ortaya çıkan tartışmaların bilimsel bilgi birikimiyle yürütüldüğünü söyleyebilmek maalesef pek mümkün değildir. Öte yandan bu konuların tartışılıyor olması bile geçmişe nazaran sevindiricidir. Din alanı aklın giremediği bir tabular alanı olmaktan çıkmaktadır.

Benim kanaatim odur ki Türkiye halkı Müslüman olan diğer ülkelerden farklı olarak, din alanında ciddi bir değişim sürecinin içindedir. Eğer bu süreç devlet eliyle bilimsel bilgiyle desteklenebilirse, yeni bir uygarlık bilincine kapı aralayacak olan zihniyet değişikliğine zor da olsa ulaşacaktır. Ya değilse bende dahil Müslüman olduğunu düşünen insanların boşaltılan kavramlar içerisinde bocalaması ve bu bocalamanın yol açtığı yanlış sorgulama veya sorgulayamama sorunu yüzünden gerçek manada Allah’ı bulamaması kaçınılmazdır.

                                                                                                    Tankutalp Altunsoy                      01,09,2018