DÜŞÜN (ME) ME SORUNU

Son zamanlar da fark etimde. Düşünme yetisini kayıp etmiş insanlardan doğru düşünmesini bekliyoruz. Türkiye’nin en büyük sorunlarından birisi olan mesele zihniyet sorunudur. Kendi geleceğini belirleme yönünde inisiyatif sahibi olmayan bireylerin oluşturduğu toplumların kaderini ya dış güçler ya da geçmişin belirlediği ortada olan kabullenmemiz gereken bir gerçektir.

DÜŞÜN (ME) ME  SORUNU

DÜŞÜN(ME)ME SORUNU

Son zamanlar da fark etimde. Düşünme yetisini kayıp etmiş insanlardan doğru düşünmesini bekliyoruz. Türkiye’nin en büyük sorunlarından birisi olan mesele zihniyet sorunudur. Kendi geleceğini belirleme yönünde inisiyatif sahibi olmayan bireylerin oluşturduğu toplumların kaderini ya dış güçler ya da geçmişin belirlediği ortada olan kabullenmemiz gereken bir gerçektir.

‘’ Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın müspet fikirlerini veriniz. Geleceğin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız.’’ Tanrıkut Başbuğ Bu sözlerini söylerken kastı bu idi. Ama ondan sonra ki yöneticilerin hemen hemen tamamı gençlerin eğitimi konusu dış güçlere emanet etmekten çekinmedi. Onun çizdiği çizgide kalınsa idi bu günkü refah seviyemizin çok üzerinde bir Türkiye ile bizler karşılaşabilirdik.

Yetiştirilmemiş, geleceğe hazırlanmamış bireylerin bir konu üzerinde ki fikirleri olsa ne olur olmasa ne olur. Bir konuyu iyi anlayabilmek için öncelikle zihnin o konuyu doğru kavrayacak şekilde donatılması ya da doğru anlamaya hazır hale gelmesi gerekir. Bunun adı doğru düşünmeyi bilmektir. İnsanların yanıldığı noktalardan biri doğru düşünmeyi bilip bilmemeleridir. Doğru düşündüğünü zanneden bunca zavallının başımıza bela olmasının en büyük etmeni budur.

‘’ Çalışmak demek, boşuna yorulmak, terlemek değildir. Zamanın gereklerine göre bilim ve teknik ve her türlü uygar buluşlardan azami derecede istifade etmek zorunludur.’’ Bu zamanın ötesinde dedikleri yeniden alınıp okunup yeni bir devrimle uygulanması gereken Tanrıkut Başbuğ Atatürk nasılda bir cümleyle özetlemiş okudukça hayran kalmamak mümkün değil.

İnsanoğlunun ön yargıları vardır. Zaman zaman bazı olay ve olguları, işine geldiği şekilde anlama ve değerlendirme gibi kötü bir alışkanlığa sürüklenebilir. Bazen çıkarlar insanın doğru düşünmesini engeller, bazen de toplumsal baskı insanı miyoplaştırabilir,hatta kör eder. Yıllarca aman durumumuz rahatımız bozulmasın aman ekonomi bozulmasın diye kimlere nasıl oy verip ne hallere geldiğimiz ortadadır. Demek ki neymiş üretime yönlendirilmeyen gençlerle bir gelecek inşa edilemezmiş. Keşke Atatürk’ e duyduğunuz nefret bari gerçek olsaydı. Hiç değilse sırf nefretinizden araştırır okur dediklerinin doğruluğunu anlar, sizin değişik türevleriniz tarafından Atatürk isminin Atatürkçülük veya Kemalizm diye kullanıldığı anlardınız. Yaptıklarınızın boş olduğunu bu gün nasıl anlayıp geri adım atıyorsanız belki daha önceden de anlaya bilirdiniz. Bu gün fetö eliyle getirildiğiniz milliyetçi çizgiye siz isteyerek değil cebren getirildiniz. Her şeye rağmen yinede iyi adımların atılacağı umudumu saklı tutarak devam edelim.

Doğru düşünmekten kasıt, insanı,olay ve olguları oldukları gibi görmek,fikirler ve olaylar arasındaki bağlantıları doğru tespit ve ifade etmek,doğru anlamak ve doğru yorumlamaktır.

Normal sınırların ötesine kayan, Korku, Sevgi, Bağımlılık, Duyarsızlık gibi ruh halleri insanın doğru düşünmesini engelleyen unsurların başında gelmektedir.

Eğitmek yerine korkuyla öcülerle büyüttüğümüz yavrularımızdan büyüdüklerinde alim olmalarını beklemek poliyanacılık olmaz mı. Ve ya bu çocuklar Doktor, Hakim, Mühendis Olsa ne olur. Geldiğimiz zaman diliminde işten atılan ve diplomaları iptal edilen ‘fetö’ üyelerini aklınızda bir canlandırın isterseniz. Ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır.

Doğru düşünebilmek için insan aklının çelişkileri kolayca fark edebilme yetisinin körelmemiş olması lazımdır. Bu gün fark edilen bütün farklılıklar dışlanmak suretiyle tecrit edilmektedir. Oysa tarihe yön verenler hep aykırı zihinlerdi. Bu zihinler kendi zamanlarının üstünde bir dehaya sahiplerdi ki çağ açıp çağ kapatabildiler. Zamanımızda sırf öğretiyor görünümünde öğretmenler eliyle çocuklar okullardan hiçbir bilgi edinmeden mezun olmaktadırlar. Burada ki kasıt diploma değil ahlaktır.

‘’ Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.’’ Tanrıkut Bozkurt Atatürk Gayet net açıklamış ben biraz uzattım affınıza sığınıyorum.

Bir çelişkiyle karşılaştığı zaman pasif durumda kalmamak insan aklının özel niteliklerinden birisidir. Çelişmeyi çözebilmek için harekete geçecektir. İnsanlık tarihinde her türlü ilerleme buradan kaynaklanır. İnsan, çelişmeleri bilinçli bir şekilde fark edip de buna karşı eylemle tepkide bulunmaktan alıkonulacak olursa bu çelişmelerin varlığı ister istemez inkâr edilecektir.

İşte günümüzde toplum olarak geldiğimiz nokta budur ve bu yazının yazılma sebebidir.

Sorulması gereken soru,

Neyi nereye kadar İnkar edeceğiz?

Ben sordum siz vicdanınız da cevaplayın.

Saygılarımla

Tankutalp ALTUNSOY 06,09,2018