''Büyük Orta Doğu'' planına doğru.Editörünüz Tankutalp ALTUNSOY'dan

BOB Açılımıyla büyük Ortadoğu planı… Vakti zamanın da ben bop’un eş başkanıyım diyenler bu gün orta doğuyu ve ülkemizi getirdikleri durumun farkındalar mı.

''Büyük Orta Doğu'' planına doğru.Editörünüz Tankutalp ALTUNSOY'dan

BOB Açılımıyla büyük Ortadoğu planı…

Vakti zamanın da ben bop’un eş başkanıyım diyenler bu gün orta doğuyu ve ülkemizi getirdikleri durumun farkındalar mı. Orta doğuda ki bütün ülkelerde veya doğuya sınırı olan bütün ülkelerde karışıklıklar son hız devam etmekte. Türkiye’nin iblid için bulduğu ve dünya ülkelerinin destek verdiği silahsız çözüm önerisinin karşısında ki ve o bölgede yakın tehdit olarak Türkiye’yi gören Arabistan ve Fransa her türlü terör eylemini desteklemekte ve yönetmektedirler. Amaç bu bölgelerde ki petrol filan değildir sakın yanlış anlaşılmasın. Petrol önümüzde ki beş yıl içinde enerji kaynağı olmaktan dünyaca çıkarılacaktır. Burada ki amaç. Bop’u yani büyük İsrail’i kurarak tanrıyı kıyamete zorlamak ve sonrasında Yahudilerin hâkim olduğu bir dünya kurmaktır. Bu adamların tahrif ettikleri kitapta bu mevcuttur. Onlara göre bop’a inanmamak suç tanrıya inanmamak suç değildir. Vahşi kapitalizmin eseri olarak ortaya çıkan bir sürü maddi krizin sebebi yine bu projedir.

İsrail’in içinde de aklıselim şuan ki duruma muhalif insanlar vardır. Ama sesleri hemen kısılmakta kendi insanlarına dahi zulüm yapmaktadırlar. Dünyanın kaynaklarının dünyanın nüfus artışına yetmeyeceğini düşünen ve tanrıcılığı oynayan bir başka ekipte İsrail’in yanında gibi görünmekte ve asıl amaçları olan dünya nüfusunu bugünkünün yedi de birine indirmek için ellerinden geleni yapmaktadırlar.

Şimdi kendi zamanında Tanrıkut Başbuğ Atatürk bu mevzuları nasıl ele almış anlatmış bir bakalım.

‘’ 'araplar'ın avrupa siyasetine nüfuz edemeyip sözde istiklal kelimesine inandıkları ve bu uğurda arap memleketlerini avrupa emperyalizmine esir kıldıkları çok şayanı teessüftür. araplar'ın arasında mevcud olan karışıklığı ve hoşnutsuzluğu kimse bizim kadar bilemez. biz vakıa birkaç sene araplar'dan uzak kaldık. fakat şimdi kendimize kafi derecede güvenip ve kudretimizi bildiğimiz için islamiyetin mukaddes yerlerinin museviler'in ve hristiyanlar'ın nüfuzunun altına girmesine mani olacağız. binaenaleyh şunu söylemek istiyoruz ki; buraların avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmiyeceğiz. biz şimdiye kadar dinsiz ve islamiyet'e lakayt olmakla ittiham edildik. fakat bu ittihamlara rağmen peygamberin son arzusunu yani, mukaddes toprakların daima islam hakimiyetinde kalmasını temin için hemen bugün kanımızı dökmeye hazırız. cedlerimizin, selahaddin'in idaresi altında, uğrunda hristiyanlar'la mücadele ettikleri topraklarda yabancı hakimiyet ve nüfuzunun tahtında (altında) bulunmasına müsaade etmiyeceğimizi beyan edecek kadar bugün, allah'ın inayeti ile kuvvetliyiz. avrupa bu mukaddes yerlere temellük etmek için yapacağı ilk adımda bütün islam aleminin ayaklanıp icraata geçeceğine şüphemiz yoktur.'

Şimdi bazı dar kafalılar bu sözlere inanmaz itiraz filan eder ben kaynağımı yazayım.(bu belge, içişleri bakanlığı matbuat umum müdürlüğü antetini ve 20 ağustos 1937 tarihini taşıyor. aslı ankara'da milli arşiv'de 030 10 266 793 25 numaları dosyada saklı tutulmaktadır.)

Burada ki tehlikeyi gören ve o zamanlarda sınırlarımızın dışında olan Hatay’ı sınırlarımıza dahil etmek ve o bölgede ki halkı kurtarmak için olan fikirlerini Hasan rıza beyin hatıralarından okurken (aşağıda sizlerle de paylaşacağım) dehasına hayran kalmamak ne mümkün.

‘’ Bakanlar kurulu toplantısından sonra gazi’nin huzuruna girdiğini ifade eden hasan rıza bey, atatürk’ün kendisine suriye ve lübnan konusunda anlattıklarını şöyle nakletmektedir:

'...1937 yılında ocak ayında İstanbul’a gelen Atatürk, beni park otel'e çağırttı. gittiğimde kendisini sıkıntılı bir halde buldum, biraz da terli idi. iç salona geçtikten sonra, balkona çıktı, sert rüzgârın karşısına göğsünü germişti; saçları rüzgârdan uçuşuyor ve o, dalgın dalgın, marmara'yı seyrediyordu. Mutlaka kafasını kurcalayan bir şey vardı üşütmesinden korktuğum için, 'hava çok sert, soğuk alırsınız, içeri buyurun' dediğim vakit, gene o dalgın hâli ile döndü ve bir masaya oturdu. bir şeyler söylemesini bekliyordum ki, dudaklarından şu cümleler döküldü:

'...paşa biliyor musun ki ben, cumhurbaşkanlığı'nı bırakıp, hatay'a çete reisi olacağım. işi silâhlı bir hareketle halletmek zorunda kalırsak, tutacağım yolu da çoktan kararlaştırmış bulunuyorum; böyle bir durumda derhal devlet reisliğinden, hatta meb'usluktan istifa edeceğim, serbest bir türk vatandaşı olarak, bu işte çalışan arkadaşlarla beraber, hatay topraklarına geçeceğim; bildiğin gibi, bunun her zaman imkânı ve çok emin yolları vardır. oradaki mücâhitlerle ve anavatan'dan kaçıp bize katılacağından şüphe etmediğim kuvvetlerle, meseleyi yerinde ve içten halletmeye çalışacağım, isterse türkiye hükümeti beni ve arkadaşlarımı âsi ilân eder ve hakkımızda tâkibât da yapar. bir şey daha söyleyelim; ben bugünkü (1937) fransız idarecilerinin, suriye ve lübnan'a, öyle kolay kolay, istiklâl vereceklerinden emin değilim. zaten tatbikâtı birtakım yersiz bahanelerle üç sene sonra tâ'lik etmeleri (ertelemeleri) de buna delil telâkki edilebilir, binaenaleyh (buraya çok dikkat) biz hareketimizi onlara da teşmil ederek, kısa yoldan gerek suriye ve gerek lübnan'ın özledikleri gerçek istiklâllerini temin edebiliriz...' (bkz. hasan rıza soyak, atatürk'ten hatıralar' , 2 cilt, yapı kredi yayınları, 1973) ( on yıl savaş' fahrettin altay'ın hatıraları.)

Kanaatimce Tanrıkut Başbuğ Mustafa Kemal paşa sadece Türk olduğunu ısrarla söylediği hatay 'ı kurtarmakla kalmayacak, yaygın bir kırsal gerilla savaşı örgütleyip; Lübnan 'lı ve Suriye 'li Araplarla birlikte, onların bağımsızlıkları için, Fransız emperyalizmi ve sömürgeciliği ile savaşmayı düşünmektedir.

Bizse Ortadoğu da başımıza ne geleceğini bilmeden kör ebe oynamaktayız. Tek yapabildiğimiz sınırlarımıza yakın bölgelerde pyd ve pkk’nın üst kurmasını engellemek. Tahminimce 2019’un ilk aylarında fitili ateşlenecek olan 3. Dünya savaşına ne denli hazırız bilemiyorum. İç problemlerimizi ve ayrışmalarımızı en kısa zamanda en az seviyeye indirgeyerek sınırlarımızda patlak verecek ve bize sıçrayacak olan bir savaşa Millet-Devlet olarak hazırlanmalı bir an önce tedbirlerimizi almalıyız. Son zamanlarda yaşanan terör eylemlerini iyi okumak ve etkiye tepki mekanizmasının çalıştırılarak savaşın fitilinin ateşleneceği bilinmelidir. Ben daha İran,Suriye,Irak,Lübnan,Suudi Arabistan,Mısır ve İsrail’de de terör eylemlerinin yapılabileceğinin ihtimalinin olduğunu ve ülkemizde olmaması için gerekli bütün tedbirlerin alınması gerektiğini düşünüyorum.

Son söz olarak ok yaydan çıktı. Herkes ayağını yorganına göre uzatıp tedbirlerini alsın.

Saygılarımla…

Tankutalp ALTUNSOY 20,09,2018